Share
Nisan 20, 2011

ÖZGÜRLÜK ŞARKILARI

Sıkıldık artık, sahte duygularla yüklü, süslü cümlelerden, romantik ve bir o kadarda boş!  Biraz devrimci olun lan! Esaslı cümleler kurun artık, Nietzsche sana sesleniyorum, payla artık şunları, garip cümleler kuruyorlar, buğulu camlara yazılan cinsten, sanki hep bu duygularla yaşıyorlar.

Bir elif miktarı susmam gerekiyormuş, vav misali eğilmem, hepsi itaat üzerine kurulu ,mutlak isyan kadar güzeli varken.

Nefret edin biraz, garipseyin, zulmü hissedin, bir taş atın artık!

Hissedin, kin kusun.Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır!” ve her devrimin iki yönü vardır misali karalamalar ve sonra şehit tarihin kalbidir…

Hadi! cesaret…

Gözlerine bir çare bulmalı, yada sefalete, bir çare bulmalı saçlarına ve ezilmişliğe, yokluğuna bir çare bulmalı, devrime bir yol.

Neyimiz var ki horlanmışlıktan başka? Değer yargılarıyla oynanmış insanlık, açlığı çekmemiş olan nerden bilsin seni, nereden bulsun. Altındağ dağ yapıp, Mecnun’a su kanalı açtırırlar, emek çalıp, sermaye yığan amcalarımız. Bizim abdestli kapitalistlerde, herşey dahil hac merasiminde. Zenginlerin muhabbet sofrası işte, modern köleler servisi yapar.

İki eliniz kurusun…

Kariye ve konfor, birkaç ihale kapsınlar, Jeep’lerine çadır değil türban örtsünler. Hicabi, hicabi lüks otmobiller, kefene cep diktirsinler, banka hesapları, mücevher kutuları…
Divanda gıfarlı Ebuzerr bekliyor.

Fondaki şarkı bitti yavrum, bu cangıldan son duyuru, küfre son bakış, kontrolden çıkma vakti geldi, fondaki şarkı bitti yavrum, kalbimden son çağrı, son ipucu, son işaret…

Gariplerden olma vakti geldi, işgalin, zulmün şarkısı bitti yavrum, işte bunlar özgürlük şarkıları, varım yoğum özgürlük şarkıları.

Ve ben şimdi kardeşim, Allahtan başkasına boyun eğmediğin günü gözlüyorum,  kendi hakkında olanı değiştirmeni, uyanmanı, dirilmeni yada buna benzer şeyleri işte…
Garipler ordusuna katıldığın günü gözlüyorum, paylaşmanı, mahrumlara sarılmanı, sarayları titretmeni, sadece Allah’a itaat etmeni yada buna benzer şeyler işte…
Sana dair hiç tükenmeyen umutlarım bunlar. Devleti sevme artık, isyan etmeni bekliyorum, şefkatle kucakla yetimleri, tükür namussuzun yüzüne, sermayedarın. Elinden ekmeğini, kalbinden imanı çalan, kokuşmuş geleneğini sürdüren, ebu Cehilin varisi muhafazakarlara tükür, samimiyetsiz rasyonalistlere tükür, abdestli kapitalistlere, türbanlı JEEP’lere tükür

Tevhide sarıl.

Hadi seni bekliyorum…

Sonra şarkımız çalsın yeniden, yeni güne ! Darmadağın, biçimsiz…

Şekilci tavırları da varmış hayat kuklasının, el çırpışları, övünüşleri bana çekici gelmiyor, öğretmen olmayı seçemediğimdendir belki de. Saltanat davulunu patlatmalı, tahayyül edemiyorum, müdahele etmek istemiyorum ama patlatalım işte.

Daha gücümüz neydi ki ? Daha nereye ulaşmıştık, fiyakalı sözler için yönümüzü feda ettik, renkten renge girdik, kendi ayağımıza sıktık, silah kaçakçılığı yapmalıydık belkide, dünyayı kalbinden vurmalıydık, yeni bir şarkı dinlemek gibi, özgürlük şarkıları, soykırım zanlıları gibiyiz artık, yüzümüz yok, son uçak biletinide yaktık, dış hatların yabancısıyız, almadı bizi mayın dolu tarlalar, bas bağrına kafkasya dedik, son kuşatmada fedai olalım, burçları zorlayalım olmadı… Sanki bu dünyada yerimiz yok, öylece bırakıverdik işte, darmadağın, biçimsiz. Hissetmez olduk yakarışları, çocuklarımızın umut tarlalarını bombaladık, şekerlerini çaldık, uyuşturduk, kendi kolumuzu kırdık, kan revan içerisinde koşuşturuyoruz hala, yüreklerimizi çivilemeye, bahçelerimizi yağmalamaya, biz yaptık ulan!

Kendi soframızı tekmeledik işte, efendilerimizin hatırına, köpek karşısında köpek gibi tapınarak geçirdik ömrümüzü, sadık olduk her daim, en hayırlı millet olduk, rüşvet verdik Allah’a, kandırdığımızı sandık…

Şimdi!

Şimdi!

Beş yıldızlı otellerde balolar yapalım, islam felsefesi tartışsın üstadlarımız, kurşun geçirmez camlarla örelim yeni yuvamızı, silah fabrikaları kuralım, teba yetiştirelim, Hüdaya ibadette ederiz, belki tövbede ederiz, sadaka veririz, vicdanımız rahatlar. Vur patlasın, çal oynasın…

Yeni Dünya Düzeni…

Şimdi ben, taşlarım diziyorum yanyana, bir nizam ki sorma, kinimi kabarttım, bekliyorum. Arş damını inleten davul sesleri, yüreğimi kuşatan sıcaklık, bu benim dirilişim, behey gafil! Dök yüreğindekini, tanrı olmasaydı üzülürmüydün, anlamsızların anlamını kaybetseydin, beyhude nefes alışların, bre cahil !

Taş kesilmiş her bir uzvun ve itaat etmiş her bireyin hesabını vereceksin, demirden atların işe yaramayacak, ve her bir çiçek tükürcek yüzüne, bu miras bize nereden kalma bileceksin, ordugahımda diz çökeceksin, gaybi güçler için yalvaran insanlığım, dilenciler, kul ve köleler, gülen aslanları bekliyoruz, kuşatsınlar küreyi.“İnsanlar tek bir ümmetti.” Bakara 213

Ayrıca:Allah’ın kimin gerçekten mücadele ettiğini, kimin de gerçekten zorluklara göğüs gerdiğini ortaya çıkarmadan cennete gireceğinizi mi zannettiniz?”
Al-i imran 142

2011-04-20  REBEZE.COM da yayınlanmıştır.

yeşil solculuk oynadığımız günlerden kalma… Kafası karışık, romantik genç 🙂