Başıboş Köpek Sorununun Gösterilmeyen Yüzü
Güvenlikli sitelerinden, lüks arabaları ile et restoranlarına steak yemeye giden aşırı hayvansever üstünlerin, şehrin dar sokaklarında her gün yeniden üretilen hayat kavgasını anlamalarını beklemek çok zor. Sosyal ve ekonomik sıkıntıların yanında, çocukların, yaşlıların ve engelli bireylerin başıboş köpeklerin tehdidi altında yaşam savaşı vermeleri de kaymaklı tabakanın pek umurunda değil.

Fakat bizim umurumuzda olmalı. Bu hayatı tüm zorlukları ve güzellikleri ile birlikte biz yaşıyoruz. Anlaşılan o ki bazıları bizimle aynı havayı solumuyor, aynı sokaklarda adımlamıyor. Evimizin önüne, sokaklarımıza ve çocuk parklarının içine döktükleri it yemleri ile yarım saatlik burjuva duyarlılığı gösterip, o lüks araçlarına binerek uzaklaşıyorlar. Daha kötüsü, radikal zümrelerle birlikte ellerindeki propaganda gücünü kullanarak, bu halka bir şeyleri yutturmaya çalışıyorlar. Ellerindeki maddi imkânlar ile sesleri gür çıkıyordu, linç, baskı ve iptal etme enstrümanları ile feryat eden mağdurların ensesine basıyorlardı. Artık bunun sonu geliyor, toplum sağlığı, çocuk güvenliği, yaban hayatı ve hayvan refahının önemi, hakikat olarak gün yüzüne çıkıyor. Camdan inşa ettikleri sahte vicdan ve merhamet köşkü çatırdamaya başladı.
Engelli bireylerin hayatı yeterince zor değilmiş gibi, sokaklarda özgürce yürüme hakları bile, başıboş vahşi köpek sürüleri tarafından ellerinden alınıyor. Görme engelli insanların kılavuz sopaları ile köşe başına yatmış, alan koruması yapan kangal ve akbaş kırması 70 – 80 kg’lık köpeklerin arasından geçme imkânı yoktur. Olası bir köpek saldırısında, birçok engelli bireyin kaçma veya kendisini savunma imkânı da bulunmuyor. Aynı durum yaşlı insanlar için de geçerli. Kırsalda başıboş köpek saldırısı ile sağlığını, hatta hayatını kaybeden dedelerimizi ve ninelerimizi de gördük bu sene.
Çocuklarımız parklarda, sokaklarda değil, bilgisayar başında büyüyorlar. Evin yakınında bulunan okullarına bile yalnız başlarına gidip gelmeleri çok zor. Mahallelerde bulunan çocuk parkları bile köpek sürülerinin yatağı olmuş. Bazı belediyeler “halk düşmanlarına” şirin görünmek için çocuk parklarına köpek kulübeleri koyup besleme alanları bile yapıyorlar. Akıl ve mantık almıyor. Her gün haberlere, köpek saldırısına uğramış veya köpeklerden kaçarken trafik kazası geçiren çocuk haberi düşüyor. Bu çağda köpek saldırısı sebebi ile kuduzdan ölen çocuk da gördük.

Normal şartlarda en ufak hoşgörüyü bile hak etmeyen radikal fikirler, birtakım sanatçıların, siyasilerin, bürokratların ve yerel yöneticilerin iltifatına mahzar olup uygulamaya konuluyor. Başıboş köpekler için özel polis ve jandarma ekipleri bile kurulmuş. Ama biz çocuklarımızı, yaşlılarımızı, hasta ve engelli bireylerimizi kurban veriyoruz. Başıboş köpek sürülerinden daha değersiz olacak ne yaptı bu halk.
Tarım bakanlığı, tarım arazilerinin yakınlarında köpek beslenmemesi ile alakalı duyuru yayınlıyor. Ama biz çocuk parklarında, apartman girişlerinde, hatta bazı radikallerin yürüttüğü lobi faaliyetleri ile okul bahçelerinde bile köpek besleyebiliyoruz. Tarım alanlarının yakınlarında köpek beslenmemesinin sebebi zoonotik hastalıkların bulaşını önlemektir.
Sağlık Bakanlığı ve TÜİK verilerine göre; 2000 yılında 87 bin 508 kişide kuduz temaslı vaka kayda geçerken 2019 yılında bu vaka sayısının 3,5 kat arttığı ve 308 bin 787 vaka sayısına ulaştığı görüldü. Bu veriler; günde 846, ayda 26 bin insanın saldırıya uğradığını ortaya koyuyor. Başıboş köpeklerden bulaşabilecek en sinsi ve tehlikeli hastalık, ‘echinococcus granulosus’ yani kist hidatik. 2005 yılında 175 kist hidatik vakası yaşanırken 2019 yılında 1867 kişi bu hastalığa yakalandı. Vakaların 2017, 2018 ve 2019 yıllarında sert yükselişe geçtiği görüldü ve hastalığın 14 yılda 8,8 kat arttığı saptandı. Günümüzdeki rakamlara ulaşma imkânım olmadı fakat katlanarak arttığı görülüyor.

Akciğerler, karaciğer ve kalp gibi dokularda ciddi boyutlu olumsuzluklara neden oluyor. Köpek dışkısında bulunan tenya yumurtalarının besinler ve hijyenik olmayan sular ile insan vücuduna girmesi sonucunda gelişen bu hastalık ağır ve sinsi bir şekilde ilerleyerek hayati risk oluşturabiliyor. Bu parazitin esas kaynağı köpek, kurt, tilki gibi et yiyen hayvanlardır. Ancak ülkemizde kist hidatiğin sebebi sıklıkla köpeklerdir. Parazit köpeklerin ince barsaklarında yaşar. Çevrede kuruyan köpek dışkısındaki parazitler, rüzgârın esmesi ve solunum yolu aracılığıyla akciğerlere yerleşebilir. Hidatik kist, patlaması ve karın boşluğuna yayılması halinde ölümcül hale gelebilir. Hidatik kist, ameliyatla alınmasına rağmen tekrar tekrar nüksedebilir.
Doğrudan saldırıya uğrayıp, kuduz riski için aşı olmak, kist hidatik benzeri parazit kaynaklı hastalıkların yanında hafif kalmaktadır. Ne zaman ve nasıl bulaştığınızı bilemeden, çocuk parklarını ve sokakları kaplayan köpek dışkıları ile baş başayız. Sokaklarda başıboş köpeklere müsaade edilmeyen ABD ve Avrupa ülkelerinde köpeklere yönelik çeşitli kurallar mevcut. Sokaklarda veya parklarda gezdirilen köpeğin herhangi bir yere dışkılamasının ardından sahibinin o necaseti orada bırakması yasak. Köpeğinin dışkısını almayan kişiler ağır cezalara çarptırılıyor. Bizim ülkemizde milyonlarca köpek bizim için sürekli dışkı üretiyor.
İşin özünde bu başıboşluk, doğrudan saldırıya uğrama riskinin yanında, anayasal güvencemiz olan, sağlıklı ve dengeli bir ortamda yaşama hakkımızı elimizden alıyor. Bu hakkımızın teminatı ve koruyucusu olan devletimizin, radikal örgütlerin ve halktan kopuk halk düşmanı lobicilerin etkisinde kalmadan, hakkımızı koruyacağından şüphemiz yoktur.
Bakmaya kıyamadığınız küçük kızınızı, 70 kiloluk bir hayvanın dişleri arasında kaldığını veya kurtulduğu anda can havli ile yola fırladığı için trafik kazasında kaybettiğinizi düşünün. Her gün biraz daha büyüdüğünü gördüğünüz oğlunuzun, başıboş köpeklerce saldırıya uğraması sebebi ile kuduz olduğunu, acı çekerek ölmesin diye hastanede uyutulduğu düşünün. İhtimali dahi tüylerimizi ürpertirken, bu faciayı yaşamak zorunda kalan aileler var.

Şeyh Edebali’nin Osman Gazi’ye verdiği uzun öğüdün bir kısmında dediği “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” sözü günümüzde de birçok devlet adamının, yöneticini benimsediği, rehber edindiği ilkedir. Bu ilkeye dayanarak, vatandaşlık bağı ile bu ülkeye bağlı her ferdin sağlıklı, huzurlu ve dengeli bir hayat sürmesinde özellikle yerel yöneticilerimiz başta olmak üzere devletin ve toplumun diğer fertlerinin çok önemli sorumlulukları vardır.
Anayasamızın 56. Maddesinde: “Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek devletin ve vatandaşların ödevidir. Devlet herkesin hayatını beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlama; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler…” demektedir.
Yaşam alanlarımızın sağlıklı olmasını talep etmek, vahşi hayvan sürülerinin fiziksel ve biyolojik tehdidi altında olmadan güven içinde yaşamayı istemek bizim hakkımızdır. Bu ülkenin vatandaşlarının bilerek veya bilmeyerek kaderine terk edilmesi, radikal itperestlerin ve köpek yemi işinden zengin olan zalimlerin marjinal propagandasına kurban edilmesi kabul edilemez. Sağlıksız, rahatsız ve orman kanunlarının hüküm sürdüğü bir ortamda yaşamak zorunda olmak ne devlet geleneğimize ne de vatandaşlık haklarımıza uygundur.
Çocukların ve engellilerin güven içinde yaşamaları, toplum sağlığının, hayvan refahının ve yaban hayatının korunması için bu başıboşluğa ivedilikle çözüm üretilmelidir. Art niyetli çıkar çevrelerinin ve insan düşmanı radikal itperestlerin gönlünü yapmak ile uğraşmak yerine, akılcı ve bilimsel teknikler ışığında çözüm üretilmelidir.
Son zamanlarda gündeme gelen birkaç olayı, örnek olarak not düşüyorum. (Tam metni internette aratınca ilgili haberleri bulabilirsiniz.)
İstanbul’da başıboş köpek 6 yaşındaki kızın suratını parçaladı: Görüntüler silindi hayvan kaçırıldı. (20/09/2023)
Nevşehir’de başıboş köpekler turistlere saldırdı. (14/08/2023)
Konya’da başıboş sokak köpeklerinin kovaladığı çocuk yaralandı. (27/08/2023)
Başıboş sokak köpeklerinin saldırdığı genç kadın ölümden döndü. (29/08/2023)
Başıboş sokak köpekleri çocukların kâbusu oldu: Saldırıya uğrayan küçük çocuk babası sayesinde ölümden döndü. (26/08/2023)
Antalya 1. İdare Mahkemesi sokak köpekleriyle ilgili emsal olabilecek önemli bir karar verdi. Muratpaşa’da yolda yürürken köpeklerin saldırısına uğrayan emekli Prof. Bülent Uluğ (70) baldırından yaralandı ve 4 kez kuduz aşısı oldu. Uluğ, sokakta başıboş hayvan olmasından Antalya Valiliği, Büyükşehir Belediyesi ve Muratpaşa Belediyesi’ni sorumlu tutarak dava açtı. Uluğ, üç kurumdan 10’ar bin lira tazminat kazandı. (17/08/2023)
Başıboş köpeklerden bulaşan sinsi hastalık 8,8 kat arttı! Kuduz gibi ölümcül. (Kist Hidatik) (22.07.2023)
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ‘başıboş köpek sorunu’ için net mesaj: Ne gerekiyorsa yapacağız. (21/08/2023)
İBB Başkan Danışmanı Murat Ongun’un köpeği tarafından ısırılan işçi şikayetçi olunca kovuldu: Sakat kalma tehlikesi var. (28/08/2023)
Başıboş köpekler Esenyurt’ta bir aracı parçaladı. (21/08/2023)
Köpek saldırısı sonrası kuduzdan hayatını kaybetmişti: Mimarın yakınlarından suç duyurusu. (25/07/2023)
İzmir’de sokak köpeği saldırısına uğrayan avukat belediyeyi mahkum ettirdi. (21/08/2023)
Başıboş sokak köpekleri sorunu turizmi de olumsuz etkilemeye başladı. (19/07/2023)
Ankara’da altı başıboş sokak köpeği sokaktan geçen adama saldırdı. (8/09/2023)
Yine sokak köpeği dehşeti: Ölümden dönen küçük çocuğun kafasına 25 dikiş atıldı. (7/09/2023)
Antalya’da sokak köpeği dehşeti: 11 yaşındaki Hasan’ın etini kopardı. (10/08/2023)
Bitlis’te köpek ısırması sonucu kuduz tanısıyla Hacettepe Üniversitesi İhsan Doğramacı Çocuk Hastanesi yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alınan 10 yaşındaki çocuk, yaşamını yitirdi. (09.11.2022)
Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde kuduz köpeğin ısırdığı genç mimar, tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. (12.07.2023)

